(Haz 10, 2019) Açıklamalar Read more...   |    (Ara 20, 2018) Açıklamalar Read more...   |    (May 05, 2018) Açıklamalar Read more...   |    (Şub 23, 2018) Açıklamalar Read more...   |    (Oca 14, 2018) Açıklamalar Read more...   |   

Uzun bir ömrü komünist olarak yaşamak, son nefesini komünist olarak vermek zordur. İnançlarından, bağlılığından ödün vermeden hep kavganın içinde olmak, alev alev yanmak... Osman (Karatop) yoldaş bunu başaranlardandı. 76 yaşında aramızdan ayrılırken kor gibi yanan yürekle haykırdığı “söz mü yoldaşlar” haykırışı komünizme bağlılığın timsali olarak meydanlarda çınlıyor hala.

Yarım yüzyılı aşan mücadele ömründe her türden sınavdan geçmiş, badireler atlatmış ama asla kavgasına ve partisine bağlılığına halel getirmemişti. Kavgaya ölümüne sadık “namuslu bir proleter” olarak yaşadı, savaştı... bir komünist proleter olarak aramızdan ayrıldı.

Osman yoldaş öncü işçilerdendir. Devrimci işçidir. 71 kuşağının tüm toplumu sarsmasından etkilenmiş, çalıştığı Bossa fabrikasında bu devrimci etkinin taşıyıcılarından biri olmuştu. Kısa sürede Denizlerin yoldaşlarıyla tanıştı burada. Sınıfının ideolojisini daha iyi öğrendi, ve Deniz’in yoldaşlarından biri oldu. Militan, soluksuz bir komünist faaliyete daldı. Çukurova'da İplik-İş Sendikası’nın ilk kurucularından biri olarak dur durak bilmeyen bir devrimci işçidir artık Osman yoldaş. THKO/MB saflarında gözünü budaktan esirgemeyen, sınıfının istem ve özlemlerini iyi bilen, onun dilini konuşan bir komünist işçidir. Kısa sürede tüm Çukurova bölgesinden işçiler arasında yayılır Osman Karatop adı. İşletmeden işletmeye, fabrikadan fabrikaya koşturur, içini yakıp kavuran o büyük ateşle ısıtır işçilerin yüreğini, aydınlatır yüzlerini. Zaten onun en belirgin özelliklerinden biri, içindeki o hiç sönmeyen devrim ateşiydi. Onunla bir kere bile karşılaşan her insan, o devrimci coşkuyu, o sürekli harlanan devrim ateşini, bir volkan gibi her an patlamaya hazır koca yüreğini görür, anlardı.

Mücadeledir, bedeller ister. 12 Eylül döneminde kaçak duruma düştü. Saflardan kaçışların yoğun olduğu o yıllarda da asla geri durmadı. Örgütlü bir işçi olarak mücadele eden, işçi sınıfının yiğit bir evladı olmanın haklı gurururu taşıyan Osman yoldaş, Partisi ile bağlarının koptuğu bu kısa dönemde de boş durmadı. Çevresindeki insanları örgütlemeye girişti. Asla pes etmeyen, mücadele kaçkınlarından nefret eden, partisiz bir yaşamı asla kabul etmeyen bir kişiliği vardı yoldaşın. Bağları koptuysa, tek başına bir parti gibi çalışması gerektiğini biliyordu tekrar bağlar kuruluncaya kadar. Öyle de yaptı. Kısa sürede tekrar kuruldu bağlar. Partili kolektif yaşam ve mücadele devam etti.

Yakalandı, tutsak düştü, işkenceli sorgulardan geçti, faşizmin zindanlarında kaldı. Baş eğmedi. Kavga mekanı zindanlar oldu. Direniş türküleri yükseldi taş duvarlardan onun gür sesiyle. Kavgacı, dirençli bir işçi militandı.

Osman yoldaş, Parti saflarında uç veren uzlaşmacı sağ eğilimlere her zaman karşı oldu ve her zaman zora dayalı mücadeleyi savundu. Sözünü asla esirgemedi. Partinin temel kadroları, işçi ve yoksul köylü kadroları her zaman devrimci politikaların savunucusu olmuştur. Osman yoldaş da Partinin bu temel kadrolarından biriydi. 80’lerin sonlarında Partinin özellikle yönetici birimlerindeki sağa savrulma artık önlenemez bir hale geldiğinde, kolektif işleyişi sakatlayan reformist unsurlar, Osman yoldaş gibi pek çok kadroyu bir kenarda yalıttılar. Pek çok birim ve kadro o dönemde Parti içinde süren devrimci ve reformist eğilimlerin tartışmalarından bihaber bırakıldılar. Tartışmalar sonucu ayrışmalar gündeme geldikten, yollar ayrıldıktan sonra, yoğun bir çaba ile bu birimler ve kadrolarların bir kısmıyla tekrar bağ kurabildik. Reformist tasfiyeci ekibin Partiye verdiği zarar böylesine yıkıcı oldu.

Osman yoldaş, tekrar bağ kurulduğu andan itibaren işlere yeniden sarıldı. Bağın koptuğu dönemden tekrar kurulduğu döneme kadar geçen sürede Parti aidatlarını bir kenarda biriktirmiş, Partisine kavuştuğu an vermişti. Bu konuda da tam bir proleter disiplin örneğiydi.

Yüreği asla yaşlanmayan bu “ihtiyar delikanlı,” bu kor kor yanan safi yürek, çevresindeki tüm gençlere moral verdi, sağlığı elverdiğince her yere koşturdu. Bir mitingde şiirler okurken, bir anmada kavga yeminleri ettirirken görebilirdiniz onu. Eskiyen bedendir, görüntüdür sadece... O yürek, kavgaya boylu boyunca uzanmış genç ve kıpır kıpırdı her zaman. Kanser illeti akciğerinde baş gösterdiğinde "ben onu yerim, iki gözüm" demiş ve yenmişti onu. O büyük günleri görmek için inatla direndi. 8 Temmuz günü kapıyı çalan bu defa sinsi bir kalp kriziydi. Miting alanlarında kitleye devrim andı içiren “söz mü” nidası asılı kaldı gökkubbede. Partimizin işçi militanı, kavganın koca çınarı ayrıldı aramızdan. O çınarın gölgesi asla eksik olmayacak üzerimizden. Adı mücadelemizde yaşayacak!

TKEP/Leninist

Merkez Komitesi

Login Form