(Eki 17, 2020) Açıklamalar Read more...   |    (Eyl 11, 2020) Açıklamalar Read more...   |    (Ağu 28, 2020) Açıklamalar Read more...   |    (Ağu 10, 2020) Açıklamalar Read more...   |    (May 21, 2020) Açıklamalar Read more...   |   

Doğu Akdeniz’de eller tetikte. Doğu Akdeniz, nereye kadar yayılacağı, hangi ülkeleri içine çekeceği önceden kestirilemeyecek bir savaşın eşiğinde.

Bu, bir yağma ve paylaşım savaşıdır. Bu, haksız bir savaştır. Bu savaşın bütün taraflarının sorunu, Doğu Akdeniz’in yeraltı kaynaklarını yağmalamaktır. Sorun, yani savaşın kendisi, hangi devletin bu yağmadan, bu talandan ne kadar büyüklükte pay alacağına karar vermekten kaynaklanıyor.

Savaşa hazırlık yapan her devlet en büyük payı kapmak için tüm askeri güçlerini, donanmasını, savaş uçaklarını hazır bekletiyor.

Bu paylaşım, yağma ve talan savaşından tüm ülkelerin işçi sınıflarının, emekçilerinin, ezilen halklarının payına sadece kan, gözyaşı, acı ve ölüm düşecektir.

Bu savaşın galibi hangi devlet ya da devletler grubu olursa o devlet ya da devletlerin egemen burjuva sınıfları kasalarını dolarla dolduracaklar.

İşçi sınıfı ve emekçiler, yoksul halklar ise açlıkla, yoksullukla, sefaletle boğuşmaya devam edecekler. Bu haksız paylaşım savaşı tüm ülkelerin işçileri, emekçileri, yoksulları için daha derin bir sefalet ve yoksulluk, daha büyük bir işsizlik, daha acı bir yıkım demektir.

Savaşı yöneten tüm devletlerin burjuva sınıfları, kendi kasaları dolarlarla dolup taşsın diye bizim bu duruma düşmemizi istiyorlar. Bunun için bizim ve çocuklarımızın kanının dökülmesini istiyorlar. Bunun için bizden kardeş halkların evlatlarını öldürmemizi istiyorlar.

Bu emperyalist-kapitalist devletler, birbirlerine Doğu Akdeniz’deki zenginlikleri “adil paylaşalım” diyorlar. Ama emperyalist-kapitalist devletler arasında “adil paylaşım” güce göre yapılır.

Bir emperyalist devletin, bir kapitalist devletin gücünü ölçmenin tek yolu var: Savaş. Bu devletler arasında gücü ölçmenin başka yolu yok.

Bu yüzden emperyalist-kapitalist devletlerin egemenliği altında bu paylaşım kavgasının savaşla sonuçlanması kaçınılmaz. Bugün olmazsa yarın.

Bize büyük acılar getirecek olan savaşı önlemenin yolu var. Bu yol, savaşa neden olan, savaşı yöneten burjuva sınıfların egemenliklerini bir devrimle yıkmak, işçi sınıfı ve emekçilerin iktidarını kurmaktır.

“Savaşa hayır” demekle savaş önlenemez. Bu sloganla yapılan büyük eylemler ne Afganistan’ın, ne Irak’ın, ne Libya’nın işgalini önleyebildi. Doğu Akdeniz’in zenginliklerine aç kurtlar gibi saldıran Türkiye, Yunanistan, Fransa ve diğer ülkelerin burjuvazisi sadece savaş karşıtı hedefle durdurulamazlar.

Onları sadece bir devrim durdurabilir. Sadece iktidarı işçi sınıfına, emekçilere kaptırma korkusu onları durdurabilir. Tarihteki tüm deneyimler, tüm büyük savaşlar bu gerçeği defalarca kanıtlamıştır.

Partimiz, Türkiye, Kürdistan işçi sınıfını, emekçilerini bu yoldan yürümeye çağırıyor. Yunanistan, Fransa, Kıbrıs, Mısır ve diğer tüm ülkelerin proletaryasının yürümesi gereken yol budur.

Çıkması muhtemel bir savaşta silahımızı kardeş halkların evlatlarına değil “kendi” hükümetimize çevirelim.

Savaşın emekçi sınıflar, yoksul halklar için ne anlama geldiğini biliyoruz. Savaşın çıkması durumunda, ortaya çıkacak koşullardan, her ülke proletaryası “kendi” hükümetini bir devrimle yıkmak için yararlanmalıdır.

Savaş, bu koşulları, “kendi” hükümetimizi, “kendi” burjuva sınıfımızın egemenliğini yıkmanın koşullarını fazlasıyla hazırlayacaktır. Hazırlıklarımızı bu devrimci hedefe, bizi savaşlardan gerçekten kurtaracak bu devrimci yola göre yapalım!

Kahrolsun Paylaşım Savaşı!

Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!

TKEP/Leninist

Merkez Komitesi

11.09.2020

 

Login Form