(Haz 10, 2019) Açıklamalar Read more...   |    (Ara 20, 2018) Açıklamalar Read more...   |    (May 05, 2018) Açıklamalar Read more...   |    (Şub 23, 2018) Açıklamalar Read more...   |    (Oca 14, 2018) Açıklamalar Read more...   |   

Makale Dizini

 

Tüm toplumsal devrimlerde bir sınıfın egemenliğine son verilirken yeni bir sınıfın egemenliği gerçekleşir. Bu proleter devrimin de bir özelliğidir. Proleter devrimde burjuva sınıfın egemenliğine son verilirken yerine proletaryanın egemenliği kurulur.

Proleter devrimin diğer toplumsal devrimlerle ortaklaştığı bu nokta, aynı zamanda onun ayrıştığı yerdir. Çünkü egemen olan her sınıf, toplumu ve egemenliğini kendi sınıfsal özüne göre şekillendirir. İşte bu gerçeklik, proletaryanın egemenliğinin diğer sınıfların egemenliklerinden ayrışmasına neden olur.

Daha önceki tüm devrimlerde egemen olan ve egemenliğine son verilen sınıf sömürücü nitelikte iken, bu devrimde burjuvaziyi deviren proletarya üretim araçlarından yoksun olması nedeniyle emek-gücünü satmadan yani sömürülmesine göz yummaksızın en temel yaşam araçlarına dahi sahip olamayan bir sınıftır. Dolaysıyla önceki tüm egemenlik biçimleri sömürüyü korumayı ve derinleştirmeyi amaçlarken, proletarya, varlığı sömürülmesine dayanan bir sınıf olmasından dolayı egemenliğini ve toplumu sömürüye karşı şekillendirir. Kendi sınıfsal konumunu, egemenliğinin ve toplumun bir özelliği haline getirir.

Bundan dolayıdır ki bizim için, kapitalizme karşı olmak demek, proleter devrim demek, proleter devrimden yana olmak demek, proleter devrimci olmak demek: insanı insanın kurdu haline getiren, insanı tüm insani değerlerinden koparıp soysuzlaştıran sömürüye karşı olmak demektir.

Kürdistan’da, Türkiye’de ve Dünya’da sosyalizm mücadelesine katılan herkesin ilk elden duyduğu, bildiği, sosyalizmin abc si olarak beyninin derinliklerine yolladığı ama üzerine yetirince düşünmediği, bir gerçekliktir bu. Proleter devrim yolunda ilerlemek isteyen her irade, uyumak için başını yastığa koyduğu her gece; sömürü düzenine karşı sömürüsüz bir yaşam için, insanlığın sınıflara bölünmüşlüğüne son vermek için mücadele ettiğini ve bunların yüce anlamını kendine hatırlatmalıdır. Pratiğinin, bu amacının kendinden talep ettiklerini ne kadar karşıladığının muhakemesini yapmalıdır.

Proleter Devrimi Tarihin Enköklü Toplumsal Devrimidir

Her toplumsal devrimle birlikte toplum yaşamının baştan sona değişime uğradığı bir gerçekliktir. Köleci, feodal ve kapitalist toplumlarda toplumsal yaşam derin farklılıklar taşır. Üretici güçlerle üretim ilişkilerinin değişmesinin bir sonucu olarak felsefe, devlet, sanat, kültür de değişime uğramıştır. Tüm bilimsel araştırmalar bunu gösterdiği gibi, kapitalist topluma geçişi yakın zamanda yaşamış toplumların belleğinde bu değişimin somut örnekleri hala varlığını korumaktadır.

FAKAT tüm bu değişimlere rağmen, azınlığın toplumun çoğunluğunu sömürmesi gerçekliği değişmemiştir. Anaerkil toplumdan sonraki binlerce yıl boyunca varlığını koruyan şey sömürü olgusudur. Binlerce yıl boyunca sömürü çeşitli biçimlere bürünmüş, büründüğü biçimlere uygun olarak sanatı, felsefeyi, devleti, dini, insanı vb biçimlendirmiştir. Bugünün en gelişmiş kapitalist ülkesiyle sömürünün ilk ortaya çıktığı köleci toplumu mukayese eden herkes, iki toplum arasında bulacakları ortaklıkların çokluğu karşısında şaşıracaktır. Oysa insanın insan tarafından sömürülmesi; mutlu azınlığın mutsuz çoğunluk üzerine kurulması ortak paydası var olduğuna göre şaşıracak ne var ki!

Proleter devrim ise tüm bu süreçten köklü bir kopuş demektir. Proleter devrim insanlık tarihinde ki ikinci önemli değişimdir. İlki anaerkil yani sınıfsız sömürüsüz bir toplumdan ataerkil yani sınıfların ve sömürünün var olduğu bir tarihsel döneme geçişti. Köleci toplumla başlayan, feodalizmle devam edip kapitalizmle doruğuna varan binlerce yıllık bu sömürüye dayanan tarihsel dönem proleter devrimle gerçekleşecek yeni bir sıçramayla son bulacaktır. Binlerce yıllık bu sürece son vereceği için, proleter devrim tarihte gerçekleşmiş en köklü toplumsal devrimi ifade eder diyoruz. Proleter devrimin getireceği sosyalizmle varılacak olan komünist toplum, anaerkil toplum döneminde ki sınıfsız-sömürüsüz toplumsal yaşamın yeniden yaşanması olacaktır. Ama önemli bir farkla. İlki insanın doğa karşısındaki zayıflığından gelen bir zorunluluğun sonucu iken; ikincisi, insanının doğayı egemenliği altına almasının getirdiği bolluktan gelen gönüllülüğün sonucu olacaktır. İnsanlık köleci-feodal ve kapitalist toplumun egemenliği altında geçen binlerce yıldan sonra yeniden sömürüsüz yaşamın güzelliğini tadacaktır.

Proleter devrim binlerce yıllık insanlık tarihinden köklü kopuşu ifade ettiğine göre, proleter devrim adına ortaya konan her iradenin, üretilen her politikanın, alınan her kararın, takınılan her tavrın binlerce yıldır sürüp gelen sömürü düzeninden, onun en gelişmiş hali olan kapitalizmden köklü bir kopuşu ifade edip etmediğine bakılmalıdır. Bu, politika ve pratiğin turnosol kağıdı olmalıdır. Unutulmamalıdır ki her politika, her karar, her tavır sahibini ya sömürü düzeninden, insanlığı kirletip çirkefleştiren bu düzenden yana yada insanı insanlaştıran yaşamı güzelleştiren sömürüsüz bir insanlıktan yana kılar.

İşte bu yüzden diyoruz ki, proleter devrim tarihin en köklü devrimi; proleter devrimcilik insanın insanla en köklü hesaplaşmasıdır. Proletaryanın siyasetini üretmek isteyen, proleter devrimci olmak isteyen bu gerçekliği baştan kabul ettiği gibi; böyle davranacağına dairde insanlığa söz vermiş demektir.

Proleter Devrim Tarihin En Zorlu Devrimidir

Proleter devrim insanlığın geçmişiyle hiçbir biçimde uzlaşamayacak, her alanda ona karşı olacak, onu yok edecek ve yenisini yeşertecek bir devrimdir. Binlerce yıl boyunca süren sömürünün büründüğü biçimlere uygun olarak biçimlenen sanata, felsefeye, devlete, dine, insana vb karşı gerçekleşen bir devrimdir. Sömürü düzenine ait olan hiçbir şeyle doğası gereği uzlaşamaz. Uzlaştığı anda kendisi olmaktan, proleter devrim olmaktan çıkacağını bilir çünkü. Bu durum burjuvaziyi, son sömürücü sınıfı direnişini son nefesine kadar götürmek zorunda bırakır. Proleter devrimden önceki tüm toplumsal devrimlerde egemen sınıfında onu alaşağı eden sınıfında sömürücü nitelikte olmasından dolayı aralarında ne kadar şiddetli çatışmalar gerçekleşirse gerçekleşsin, tarihsel olarak miladını doldurmuş olan sınıfın üyeleri daha fazla direnemeyeceklerini gördükleri andan itibaren gelişen ve tarihsel olarak egemen olmaya başlayan toplumsal sistem altında varolmanın yollarını aramaya yönelmişlerdir. Ama burjuvazinin egemen olacak olan yeni toplumsal sistem içinde sömürücü niteliğini ve buna göre biçimlenmiş hiçbir şeyini yaşatma şansı yoktur. Üstelik, sömürerek elde ettiği tüm zenginliğini kaybedeceği gibi, hayatını artık emeğinin karşılığını alarak sürdürmek zorunda kalacaktır. Bu gerçeklik,burjuvaların, egemenliğine son veren sosyalist toplum içinde bir yaşam kurmasını imkansız kılar.

Burjuvazi bunu bildiği için önünde tek seçenek durur: Sonuna kadar direnme.

Proleter devrimin geçmişle uzlaşamayacak olması, burjuvazinin ise kendini proleter düzen içinde var edememesi; proleter devrimi tarihin en zorlu devrimi haline getirir. Bunun içindir ki, proleter devrim yolunda yürümeye karar veren hiçbir irade, kendini, dikensiz gül bahçesinde gezintiye çıkmış olarak düşünemez. Bilir ki sadece güllerin dikenleri değil, onlara ulaşmasını engelleyen dikenli, zehirli yaban otlarıyla dolu bir orman içinde yara bere içinde kalarak, hastalıklarla boğuşarak ve bir yandan da keskin kılıcıyla kendine yol aça aça ilerlemek zorundadır. Lenin, proleter devrimcileri dağcılara benzetmesi de bundandır.

Proletaryanın siyasetini üretmek isteyen, proleter devrimci olmak isteyen her irade; insanlığın sömürüye dayalı tüm geçmişiyle hesaplaşacağına dair söz verdiği gibi bunun zorlu geçeceğini bildiği halde bu yoldan yürümeye devam edeceğine dairde insanlığa söz vermiş demektir.

Login Form