(Eki 17, 2020) Açıklamalar Read more...   |    (Eyl 11, 2020) Açıklamalar Read more...   |    (Ağu 28, 2020) Açıklamalar Read more...   |    (Ağu 10, 2020) Açıklamalar Read more...   |    (May 21, 2020) Açıklamalar Read more...   |   

 

 

II. Kongre'de yapılan sunumlardan...

Kapitalizmin içine girdiği yeni evre gerçekten çok önemli. Emperyalist-kapitalist sistemden bahsedildiği yerde mutlaka bundan da bahsetmek gerekiyor. Bu anlaşılmadan çağımız ve geleceğimiz anlaşılamaz.

Bilim ve teknikteki gelişmeyi, bilimin bir üretici güç olarak üretim sürecine girmesini iyi anlamalıyız. Bu konuda birçok bilimsel makale ve somut verileri derleyen çalışmalar yayımlanıyor. Sadece otomasyon ve robotlar değil, artık yapay zeka üretim sürecinin içine giriyor.

Burdan hareketle ara bir vurgu olarak şunu söylemeliyim ki, bu gelişmenin devrimci sosyalist bilinçle ele alınmasında büyük eksiklik ve gecikme var. Hem entelektüel düzeyi yüksek çalışmalarda hem de sokaktaki emekçinin anlayabileceği basitlikte ama çarpıcı da olan ürünler gerekiyor kesinlikle.

Büyük ve sıçramalı gerçekleşen bilimsel gelişmeler sayesinde üretici güçlerde sağlanan sıçramalı gelişim, insanlığı, ekonomik-toplumsal ve tüm yaşamsal sorunlarını çözebilecek imkanlara kavuşturdu. Özellikle, emeğin, üretim sürecinin gözetleyicisi durumuna geldiği (ve bunun giderek daha belirgin ve yaygın hal aldığı) günümüzde; işçileri ve emekçileri canından bıktıran uzun çalışma saatleri devam ediyor. Hatta kapitalistler, içinde debelendikleri ekonomik krize çare olarak işsizliği büyütme pahasına çalışma saatlerini uzatmaya çalışıyorlar. İşçiler, emekçiler ve ... emekçileri bu çelişkili durumu yaşayarak görüyorlar.

Kuşkusuz ki bu saçma, akıl dışı durumun çözümü kapitalist üretim biçimine son verilmesidir. Bu saçmalığı, akıl dışılığı bugün yaşayan işçi sınıfı ve emekçilerde kendiliğinden bu yönde bir bilinç oluşsa da, yerine neyi koyacaklarını bilmedikleri için, sonuç alıcı bir mücadele geliştiremiyorlar. Onlara bu bilincin ulaştırılması zorunlu. Ve kapitalist sistemin içinde bulunduğu yeni evrenin özellikleri nedeniyle, bu bilincin işçi sınıfı ve emekçilerle buluşturulması her zamankinden daha kolaydır. Bu yönde harcanacak ısrarlı, bilgiye dayalı her çaba karşılığını alacaktır.

Burda yeni evreye dair iyice anlaşılması ve üzerinde durulması gereken diğer şey de 3. dünya savaşı olduğudur. Yeni evre kendini bir çok yönüyle ortaya koyunca, herkes emperyalist-kapitalist sistemin bunalımda olduğunu gördü. Burdan çıkarılan ve anlaşılan tek şey, emperyalist-kapitalist güçler arası bir savaşın yaşandığı oldu. Kuşkusuz ki, emperyalist güçler kendi aralarındaki çelişki ve rekabetten dolayı kaçınılmaz biçimde silahlanıyor. Askeri bütçeler artıyor da artıyor. Birinci ve kısmen de ikinci dünya savaşı bu durumun bir başka versiyonu olduğu sanılmakta ve hatta böyle aktarılmakta.

Oysa ki Büyük Ekim devriminden itibaren (yani 1917 sosyalist devrimi) emperyalist güçlerin militarizmi güçlendirmesinin esas nedeni, proleter devrimlere karşı durmaktır. Dolaysıyla şu iyi anlaşılmalıdır.

Emperyalist -kapitalist sistem içine girdiği kriz nedeniyle bir yandan birbirlerinin pazarlarına göz dikerken öte yandan ve asıl olarak da bu krizin güçlendireceğini ve öne çıkaracağını gördükleri demokrasi ve sosyalizm güçlerini hedef alıyorlar. Ve 3. dünya savaşı esas olarak burjuvazi ile proletarya arasında gerçekleşiyor. Kapitalizmin sıçramalı çöküş sosyalizmin ise sıçramalı olarak yükseldiği bu yeni evrede, bu gerçeklik görülmezse, tarihsel fırsatlardan faydalanılamaz. Gerekli cesaret ve cüret gösterilemez.

Böylesi tarihsel süreçte Kolombiya’da tanık olduğumuz gibi, yaşanan geri düşüşler ise kabul edilemez. Emperyalist-kapitalist dünyanın tam da bir çöküş içine girdiği bir dönemde, emperyalist kapitalist dünya ile uzlaşmaya yönelik adımları proletarya affetmeyecektir. Kolombiya’nın hemen yakınındaki Küba’da, 1990’da Fidel önderliğinde ortaya konan uzlaşmazlık çizgisi, eminim ki Kolombiya proletaryasının yolunu aydınlatacaktır. Latin Amerika’nın baş eğmez tarihi, Kolombiya halkına yol gösterecektir. Hiç şüphe yok ki, Kolombiyalı devrimci güçlerin bu siyasal çizgiye girmelerinin ardında yatan en önemli şey, içine girilen yeni evreyi anlayamamalarıdır. Bu onların azmini, cesaret ve cüretini kırmıştır. Dünyanın dört bir köşesinde mücadele eden sosyalist güçlerin, bir enternasyonal oluşturamamış olması bu açıdan büyük bir eksiklik olarak duruyor. Dünyanın birçok yerinde forumların, toplantıların çeşitli vesilelerle düzenlendiğine tanık oluyoruz. Çeşitli mücadele konularıyla ilgili, sınırlı olarak düzenlenen bu toplantılar, dağınık olması nedeniyle etkili sonuçlara yol açmıyor. Bu durum, enternasyonale olan ihtiyacın başka bir dışa vurumudur. Bu sorunu, sosyalist hareket aşmaya mecburdur. Türkiye sosyalist hareketinin bu konuda her zamankinden daha fazlasını yapma olanağı olmasına karşın elle tutulur adımlar atamamış olması ise kabul edilemez. Kapitalizmin çöktüğü bir çağda, dünya halklarına, dünya sosyalist güçlerinin ortak çağrılarda bulunması, eş güdümlü davranması ve aktif dayanışmaya girmesi hiç kuşkusuz büyük sonuçlar doğuracaktır.

Bu bir varsayım, iyi niyet beyanı değildir. Güneyde yaşananlar bunun küçük bir çabayla nasıl yaşam bulduğunun kanıtıdır. Başka bir deyişle yeni evrenin devrimci sonuçlarının kanıtını sunuyor. Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya kadar dünyanın dört bir köşesinde güçler demokrasi, kapitalizm karşıtı yaşam, sosyalizm fikir ve arzularıyla tecavüzcü çetelere karşı mücadele etmek için Rojava’ya akın etti. Bu, dünyada yükselen sosyalizmin ispatıdır. Bu, dünyanın neresinde olursa olsun gerçekleşecek ilerici/sosyalist bir devletin dünya halkları tarafından sahiplenileceğinin kanıtıdır. Bu tüm dünyadaki sosyalist güçlerin daha cesur ve cüretli olmaları için bir başka kanıttır.

Sadece bu mu? Elbette değil. Kapitalist ekonominin merkezi ABD’de son yaşananlar bir başka kanıttır. Demokrasi ve sosyalizm güçleri, ırkçılık yanlıları karşısında bir adım olsun gerilemediler. Geri adım atmadıkları gibi, onların her girişine daha kitlesel, daha yaygın ve daha şiddetli karşılık verdiler. Sadece savunmada kalmadılar. Irkçılığın sembolü olan heykelleri kendileri yıkmaya başladılar. Bu basit gibi görünen ama kökleri derinlere uzanan bir toplumsal hesaplaşma ve patlamadır. Halklar, insan aklıyla alay eden kapitalist düzene karşı öfke ve başkaldırı içinde. Tüm bunlar, bir enternasyonal için koşulların olgunlaştığını ve bunun insanlığa büyük katkıları olacağını ortaya koyuyor.

Burada dikkat çekici olan bir şey daha var. kadınların en önde olması. O kadar büyük öfke ile ırkçılığa karşı mücadele ediyorlardı ki, insanlığın umuduna umut katıyorlardı. Benzer bir durum bu topraklarda yaşanıyor. Taciz ve saldırıya uğrayan kadınlar, hiç olmadığı kadar cesurca karşı saldırıya geçiyorlar. Hem bireysel hem de toplu olarak. Hakeza Rojava’da kadınların oynadığı rol ortada. Nasıl büyük bir öfke, yıkım gücü aynı zamanda umut ve yeniyi yaratma aşkı ile ileri atıldıklarını görüyoruz. Kadınlar hayatın ve mücadelenin yarısı denilirdi. Şimdi emekçi kadınlar hayatın ve mücadelenin sürükleyicisi konumundalar. Kadınların bu konumunu tarihte ilk gören komünistler oldu elbet. Bu yüzdendir ki komünistler, emekçi kadınların çok yönlü olarak mücadeleye katkı sunması için özel çaba ortaya koydular. Ve nerde bu çabada önemli başarılar elde edildiyse, orada işler kolaylaştı. Nerde bu konu ısrarlı, sitemli ele alınmadıysa işler o kadar zorlaştı. İşleri zorlaştırmanın ise anlamı yok. Sınıf mücadelesinin bilincine varmış kadınların rolü Rosa Lüksenburglaşmayı amaç edinmesi bu yüzden şart. Sadece öfke olmaz. Sadece kapitalist sistemin besleyip büyüttüğü erkek egemen anlayışa kin beslemek olmaz. Bunlar gerekli ama yetmez. Rosa’lar gibi adanmışlık halini istiyor yaşam. Büyük toplumsal dönüşümler büyük adanmışlıkları ister.

Kadınların kapializmin bu yeni evresinde öne çıkışını görenler, toplumsal kurtuluş mücadelesinden ayrı olarak bu konuyu ele almaya girişiyorlar. İşçi sınıfının tarihsel rolünü sonradan keşfedenlerin işçiler önünde secdeye varmasının benzeri bur durum yaşanıyor.

Bu sapmaların altında yatan nedenin, bu topraklarda küçük burjuva sınıfın güçlü olması olduğunu bilmek gerek. Küçük burjuvazinin yaşamda karşılaştığı sorunları kendine has çözme yöntemi vardır. Marx Fransa’da Sınıf Savaşımları kitabında bu konuya değinir. Birey olarak o sınıfa ait olmasalar da küçük burjuva ideolojisine sahip olan insanlarda, karşılaştıkları politik sorunları benzer anlayışla ele alır ve çözmeye çalışırlar. Özellikle küçük atölyelerde, hizmet sektöründe vb. Çalışan işçide de bu duruma rastlamak mümkündür. Bu hem çatışma koşullarında hem de burjuva kültürünün yaygın bombardımanına maruz kalmaktan olur. Küçük burjuva sosyalizmi bu koşullardan yeşermekte aynı zamanda bu koşulları beslemektedir.

Küçük burjuva düşünüşün en tepik özellikleri, güce tapmaları, pragmatizmin esiri olmaları, ilkeli olmayı kendilerine ayak bağı görmeleri, küçük güncel başarıları abartmaları ve tüm bunların toplamında geleceklerinin olmamasıdır.

Siyaset alanında bu kendini güç olmak için politika üretme şeklinde gösterir en fazla. Küçük burjuva sosyalistleri güç olmayı her şeyin önüne koydukları için; halkın geri ve ortalama bilincine hitap etme, onunla uyum içinde olma, ona doğru bükülme yoluna giderler. Fakat proletaryanın bağımsız sınıf çizgisi meseleye böyle bakmaz. O, ileri bilince göre politika üretir. Bilir ki toplumu ileri götürecek olan, toplumun en ileri kesimidir. Dolayısıyla onu kazanmaya ve onunla birlikte toplumu ileri taşımaya odaklanır. Bu da halkın çoğunluğunu oluşturan ortalama bilince yakın, uyumlu, şirin gözükme geriliğinden proleter sosyalizmi korur. Bu elbette, toplumun en ileri kesimine seslenirken kullanılacak dille ortalama bilince sahip geniş yığınlara seslenirken kullanılacak dilin aynı olmasını gerektirmez. Ama kesinlikle özün aynı olmasını; söylenenlerin sağa sola çekiştirilemeyecek kadar aynı olmasını gerektirir. Bu ise siyasal beceriyle olur. Bunda yetkin olmak ve en az bunun kadar yetkin olmayan bir örnek ortaya çıktığında hızla vazgeçme becerisinde olmayı da gerektirir. Mesela, boykot yerine “mecbur değiliz” demek başarılı bir örnek teşkil ederken, “hükümet istifa” başarısız bir örnek olmanın yanı sıra (gereksiz bir şekilde) uzun zaman gündemde tutulması (gerekli olan) hızla vazgeçme becerisinin gösterilememesidir. Şüphesiz hükümet istifa bilinen reformist oportünist anlamının dışına taşırılarak kullanılmak istenmiştir. Daha büyük ama ortalama bilince sahip yığınlara ulaşmak için formüle edilmeye çalışılmıştır. Fakat öyle kalıplar vardır ki onlar belirli bir bakışın alameti farikasıdır ve tüm çabalara rağmen o kalıbın dışına çıkan bir bilinç yaratmaya hizmet etmez. Her fikir aslında hizmet eder esas olarak. Kuşkusuz bu tür başarılı olmayan denemeler yeni denemelerin önünde engel olmamalıdır. Hareket halindeki büyük kitlelere ulaşmak için ileri bilinci onlarla buluşturacak yeni deneler yapılması kaçınılmaz ve zorunludur. Bu arada eksikliklerin, hataların olması da kaçınılmazdır. Önemli olan düzeltilemeyecek kadar büyük hataların olmaması ve hatalardan hızla vazgeçme becerisinin gösterilebilmesidir.

Login Form