(Haz 10, 2019) Açıklamalar Read more...   |    (Ara 20, 2018) Açıklamalar Read more...   |    (May 05, 2018) Açıklamalar Read more...   |    (Şub 23, 2018) Açıklamalar Read more...   |    (Oca 14, 2018) Açıklamalar Read more...   |   

Sandıkla Gitmeyecekler!

Emekçi yığınlardaki öfke gün geçtikçe artıyor. Yaşanan ekonomik ve siyasi krizin tüm etkileri günlük yaşamda ve ortaya çıkan her olayda güçlü şekilde hissediliyor. İşsizlik, emekçi sınıfların içinde yaşamlarını sürdürmeye çalıştığı yoksulluk ve halklarımızın üzerindeki faşist terörle birlikte baskı, dayanılmaz boyutlara ulaşmış durumda.

İşçi sınıfı ve emekçiler eski tarzda yönetilmek istemediklerini bulabildikleri her yolla ifade ediyorlar. Sadece yapılan sokak röportajlarına bakmak bile halkın içinde bulunduğu ruh halini anlamaya yeter. Toplumun ezilen bütün kesimleri, iktidara öfke duyan herkes patlamaya hazır birer bomba gibi dolaşıyor.

Devamını oku: Sandıkla Gitmeyecekler!

Türkiye Ve Kürdistan İşçi Sınıfına; Ezilen Emekçi Halklarına!

Faşist devlet, Rojava’da emekçi halklara karşı yeni bir savaş ve işgal hareketine girişeceğini en üst ağızdan ilan etti. Dün Cereblus’u, El Bab’ı, Efrin’i işgal eden faşist devlet bugün Rojava’nın başka bölgelerini işgal etmeye, başta Kürt halkı olmak üzere, Rojava’da yaşayan bütün emekçi sınıf ve halklara kan ve ölüm getirmeye hazırlanıyor.

Faşizm, savaş demektir, yayılmacılık demektir, işgal ve ilhak demektir. Faşist devlet ve dinci faşist iktidar bu amaç ve hedeflerini artık gizleme ihtiyacı dahi duymuyor. Güney Kürdistan’a saldırıyor, Kuzey Kürdistan’a saldırıyor, Rojava halklarına karşı açtığı savaş ve işgal hareketini yeni alanlara taşıyor.

Başta ABD olmak üzere, bütün emperyalist devletler faşist devletin bu savaş planlarının arkasında duruyor, açık ya da gizli biçimde onu destekliyorlar. Faşit devlet ve dinci faşist iktidar emekçi halklara meydan okuyacak güç ve cesareti başta ABD olmak üzere Avrupalı ve diğer emperyalist devletlerin verdiği destekten alıyor.

Devamını oku: Türkiye Ve Kürdistan İşçi Sınıfına; Ezilen Emekçi Halklarına!

DENİZLER DEVRİMDİR!

06 Mayıs 2018
Açıklama no:04

Bugün çok zorlu ve bunun yanında birleşik devrimimiz için büyük olanakları da barındıran bir dönemin içinden geçiyoruz. Bir yanda koyu bir karanlık tüm keskinliği ile hüküm sürmeye çalışıyor; bir yanda ise bu karanlığa boyun eğmeyenler büyük bedellerle mücadeleyi geliştirmeye, karanlığa karşı savaşı büyütmeye çalışıyorlar.

Devamını oku: DENİZLER DEVRİMDİR!

Sinanlara Sözümüz Devrim Olacak!

Denizlerin ortaya koyduğu "Yaşasın Türk ve Kürt Haklarının Birlikte Mücadelesi" perspektifi ile, Denizlerin açtığı silahlı mücadele yolunda yüklenmiş olduğu görev ve sorumluluk bilinciyle Partimizin Leninist Gerilla Birliklerine katılarak, silahlı mücadelesini Türkiye'den Kürdistan'a taşıdı.

Rojava topraklarında DAİŞ çetelerine karşı savaşan Sinan Ateş (Emre Bora) yoldaşımız, faşist TC devleti ve eli kanlı çetelerine karşı, Afrin Savaşında, en ön cephede yerini alarak, düşman saldırılarına karşı hayatı pahasına tek bir adım bile geri atmadan, sonuna kadar savaşarak ölümsüzleşmiştir.

O'nu güçlü kılan, Parti'ye olan bağlılığıydı. O, Denizlerin, Seyitlerin, Yaşarların, Sibellerin yoldaşıydı ve tıpkı Denizler ve Sinan Cemgiler gibi dövüşerek toprağa düştü.

Size söz yoldaşlar, taşımış olduğunuz Leninizm bayrağını zafere taşıyıncaya kadar, bu kavga bitmeyecektir.

Dinci faşist iktidar Rojava ve Suriye’deki kendi beslemeleri olan eli kanlı çetelerin yenilgisini kabullenemiyor. Kaybettikçe kuduruyor, kudurdukça da saldırıyor, sivilleri katlediyor, ama kazanamayacaklar, çünkü onlar yıkılmaya ve yok olmaya mahkumlar.

Tarih, faşizmin en güçlü göründüğü anlarda en büyük yenilgilerinin tanığıdır, Dinci faşist iktidarının sonu da öyle olacaktır.

Döktükleri kanda boğulacaklar. Kazanan devrim ve ezilen emekçi halklarımızın olacaktır.

Dinci faşist iktidarına karşı halklarımız; silahlanıp ve faşizmin iktidarını yıkmak için örgütlenip, savaşmalıdır.

Başta Türkiyeli işçi ve emekçiler olmak üzere, halklarımız namlularını Afrin ve Rojava halklarına değil,

bu savaşı çıkaran dinci faşist iktidara karşı çevirmelidir.

Halklarımız silahlarını faşizmi yıkmak ve kendi iktidarlarını kurmak için kullanmalılar. Devrimci proletarya ve emekçi halklarımız şimdi bunu yapmalıdır.

Bu yol, onların özlemle duydukları özgürlüğün yoludur. Bu yol devrimin yoludur.

SİNAN YOLDAŞ ÖLÜMSÜZDÜR

SİNANLARA SÖZÜMÜZ DEVRİM OLACAK

SİNANLARIN YOLUNDA SİLAH BAŞINA

TKEP/L Rojava

Kuruluş Bildirisi

İşçi sınıfına ve devrimci kamuoyuna,

Son on yılda dünya çapında meydana gelen ve günümüzde de tüm hızıyla süren değişim ve gelişmeler dünya ve Türkiye komünist hareketi içinde varolan statükoları sarsmış, hemen her tarafta bölünme, parçalanma ve ayrışma süreçlerine yol açmıştır.

“Dünya değişiyor” sözü, bu dönemde, dünya ve Türkiye komünist/sosyalist hareketi ve bu arada partimiz Türkiye Komünist Emek Partisi içinde de bir moda olarak kullanılmaya başlandı. Artık, en ufak bir politik ve örgütsel olayı açıklamakta bile bu “moda” sözcük kullanılır oldu.

Gerçekten de dünyanın değişimi nesneldir, gerçektir, somuttur. Bu nesnelliği, gerçekliği ve somutu göremeyen bir komünist, komünist adına layık olamaz. Ancak, bu objektif koşullara boyun eğen bir kimse de devrimci olamaz. Çünkü, Marx, Engels ve Lenin’in tüm düşüncesinin temelinde yatan olgu, yalnızca nesnelliği görüp ortaya koyma değil, onu değiştirebilme yetenek ve iradesini gösterebilmektir. Bu anlamda, her zaman olduğu gibi, bugün de sorun şu şekilde karşımıza çıkmaktadır: Kapitalist dünyaya, burjuva dünyasına, reformistlerin dünyasına adepte mi olacağız, yoksa bütün yanlarıyla görüp kavradığımız bu dünyayı değiştirmek için üstün bir yetenek ve irade gücünü ortaya koyarak işe girişecek miyiz? Bu sorunun yanıtı reformist-oportünistlerle devrimci komünistler arasındaki ayrımı en açık ve net bir biçimde ortaya çıkarmaktadır.

Dünya komünist hareketinin en önemli bölümünü oluşturan sosyalist ülkelerin komünist partilerinde yönetimi ele geçiren reformistler bu soruya ilk şıktaki yanıtı vererek sosyalizmin kazanımlarını bir bir ortadan kaldırmaya başladılar. Sosyalizmi, zaaflarından arındırarak adım sürekli olarak KOMÜNİZME yöneltmek gerekirken, bu reformistler sosyalizmin kazanımlarını yoketmeye giriştiler. Ama bu reformist güçlerin üstlendikleri onursuz görevi yerine getirmeye güçleri yetmeyecektir! Bununla birlikte bu gerici girişimin kapitalist ülkelerdeki komünist partilerini etkilemediğini söylemek mümkün değil.

Devamını oku: Kuruluş Bildirisi

Login Form