(Haz 10, 2019) Açıklamalar Read more...   |    (Ara 20, 2018) Açıklamalar Read more...   |    (May 05, 2018) Açıklamalar Read more...   |    (Şub 23, 2018) Açıklamalar Read more...   |    (Oca 14, 2018) Açıklamalar Read more...   |   

Faşist devlet, “Güvenli Bölge” adı altında Rojava’yı ve Suriye topraklarını işgale hazırlanıyor.

ABD ile varılan anlaşma, bu anlaşma son şeklini henüz almamış olsa da, Türkiye’nin bu işgal hareketi için emperyalislerden “yeşil ışık” aldığını gösteriyor.

Faşist devlet işgal hareketini fiiliyatta gerçekleştirebilir mi; şimdiden bilmek mümkün değil. Ancak hazırlıklarının, amaç ve hedeflerinin bir işgal hareketi başlatmak olduğundan kuşku yok. Dinci faşist iktidarın başı, “Ağustos’ta zaferlerimize bir yenisini ekleyeceğiz” sözleriyle işgal amaçlarını, tarih vererek açıkladı.

Sınıra yığılan onbinlerce asker, tank, top, askeri teçhizat işgal planının ciddiyetini göstermeye yeter. Faşist devlet, bulacağı ilk fırsatta bu işgal harekatına başlayacak. Faşist devletin şu ve ya bu şekilde Rojava topraklarına ayak basmasının ne anlama geldiğini Kürt halkı, Afrin, Cerablus, El Bab işgallerinden biliyor. Buna izin verilmemelidir.Türkiye emekçi sınıfları Türk devletinin bu saldırısını engellemek için her tür aracı kullanmalı, faşist devlete “cephe gerisinin güvende olmadığını” göstermeli; her şeye rağmen işgal saldırısı gerçekleşirse “kendi hükümetinin” yenilgisi için ileri atılmalıdır. 

Dinci faşist iktidar, “Barış Koridoru” adı altında ABD emperyalizmiyle işgal için prensip olarak anlaşmış durumda. Şimdi ABD emperyalizmiyle yapılan görüşmeler işgale izin verilip verilmeyeceği değil, işgalin ayrıntıları üzerinedir.

ABD ve diğer emperyalislerin bu işgal hareketini engelleyeceklerine güvenmek en büyük ve ölümcül hatadır. Başta ABD olmak üzere, Fransa, İngiltere ve diğer emperyalistler, Kürt halkını kandırmak, öfkelerini dindirmek ve faşist devlete işgal yolunu açmak için çeşitli söz ve vaadlerde bulunuyor; sözde güvenceler veriyorlar.

Rojava emekçileri, yoksul halkı bu söz ve vaatlerin, güvencelerin hiç birine kanmamalı. İşgal için fiili durum bir kez yaratıldıktan sonra, bu emperyalistler, güçlerini çekerek Kürt halkıyla faşist devleti başbaşa bırakacaklar. Fiili durum bir kez yaratılıp faşist devlet Rojava topraklarına ayak bastıktan sonra emperyalistlerin Kürt halkı için faşist devletle çatışmaya girebileceğini düşünmek geri dönüşü olmayan, ölümcül bir yanılgı olacaktır.

Faşist devletin amacı, dinci faşist çeteleri Rojava topraklarına sokmak, oraya yerleştirmek sonra da işgalini ve ilhakını bu çetelere dayanarak gerçekleştirmektir. ABD ve diğer emperyalistler “göç edenlerin topraklarına dönmesi” bahanesi altında bu plana onay vermiş durumdalar. Bunun ne anlama geldiğini Afrin halkı çok iyi biliyor. Tek bir asker, tek bir çete Rojava topraklarına ayak basmamalıdır; buna izin verilmemelidir.

Türkiye’nin işgal tehdidi karşısında Rojava halkları, emekçi sınıfları ne çaresizdir ne de yalnızdır. Bir işgal hareketine karşı başta Suriye halkları olmak üzere, Ortadoğu halkları bütün güçleriyle Kürt halkının, Rojava halklarının yanında olacaklardır. Yeter ki emperyalistlerle ve faşist devletle uzlaşma yerine onlara karşı kararlı, devrimci bir duruş ortaya konsun.

Faşist devletin işgalini durduracak, cesaretini kıracak, saldırı heveslerinden caydıracak şey, uzlaşma çağrıları değil mücadele kararlılığıdır. Faşizm bu dilden anlar.

Rojava devrimci güçleri “Demokratik Suriye-Özgür Rojava” hedefiyle Suriye ve Ortadoğu’nun tüm halklarını faşist devlete karşı birleştirebilir, mücadele birliğini sağlayabilir, halkların savaş gücünü arkasına alabilir. Faşist devleti durdurmanın bundan başka yolu yok.

Rojava dahil, Suriye’nin Türkiye ve onun güdümündeki dinci faşist çeteler, katil sürüler tarafından işgalini halkların mücadele birliği önledi. Emperyalistler, bir halkın özgürlüğü ile değil, egemenlik altına alınmasıyla ilgilenirler. ABD ve diğer emperyalistler Rojava üzerinden Ortadoğu’ya yerleşmek, egemenlikleri altına almakla ilgililer; Kürt halkının özgürlüğü ile değil. Dünya halklarının kanını emen bu sömürücüler, kim onlara bu imkanı sağlayacaksa onun arkasında durur; onu desteklerler. ABD ile Türkiye arasında varılan “Güvenli Bölge” anlaşması bunun son kanıtıdır.

İşgal ve arkasından gelecek ilhak için halklar ayağa kalkmalı. Rojava halkları, Türkiye’nin işgaline karşı olduğunu; bir karış toprağına işgal askerine ayak bastırmayacağını kitle eylemleriyle göstermelidir. Faşist işgal ve ilhakı durduracak başlıca yol budur. Uzlaşma, “barışçıl” olduğunu kanıtlama çabaları faşizmi saldırganlıktan caydırmaz; aksine cesaretlendirir.

Rojava Halkları faşist işgale izin vermeyecektir.

Yaşasın Halkların Mücadele Birliği!

TKEP/Leninist

Merkez Komitesi

Login Form